Bugün:19 Haziran 2019 Çarşamba

Atatürk ve İngiliz Sefiri Sir P. Loraine.. - Harbiden Haber

2013 yılında üstad M. Şevket Eygi'nin kaleme aldığı makale ile başlayalım:

Atatürk İngiliz Sefiri Sir P. Loraineden Ne İstemişti?

Mustafa Kemal Paşa’nın ölümünden kısa bir müddet önce hazırladığı vasiyetnamesi, açılma tarihi çoktan geçmesine rağmen gizli tutulmaya devam ediliyor. Vasiyetnameyi Türkiye halkının, tarihin, vicdanın ışığına tutmayan gizleyiciler suç işlemekte, büyük vebál altına girmektedir. Gizlemeye hakları yoktur.

1. Vasiyetnamenin açıklanmayıp gizli tutulması bir insanlık suçudur.

2. Böyle bir şey, Atatürkçülerin M. Kemal’e ettikleri büyük bir hıyanettir.

3. Mustafa Kemal Paşa’nın vasiyeti, yakın tarihimizde büyük bir rol oynadığı için, Atatürkçü olsunlar veya olmasınlar, bütün Türkiye halkını ilgilendirir. Açılacağı tarihten sonra bunu gizlemek hakkına kimse sahip değildir. Böyle bir gizleme zorbalıktır.

4. Paşa yakın tarihimize damgasını vurmuş, radikal inkılâplar yapmıştır. Onun vasiyetnamesi tarihî bir belgedir, gizli tutulması tarihe karşı işlenmiş bir suçtur.

Atatürk öldüğünde Ankara’da Birleşik Krallık (İngiltere) Büyük Elçisi Sr Percy Loraine 1933’ten beri büyük elçiliğini yapıyordu. Bu zat hatıralarında, Kemal Paşa’nın ölüm döşeğindeyken kendisini Ankara’dan Dolmabahçe Sarayı’na çağırdığını ve insanı hayretlere düşüren çok garip, çok acayip bir istekte bulunduğunu beyan eder. İngiliz gazetesi Sunday Times’ta (11 Şubat 1968) Martin Gilbert imzası ve “How Our Man Declined To Rule Turkey” başlığıyla bu konuda bir makale yazılmıştır.

Sanırım Loraine’in hatıraları Kemalist rejim tarafından sakıncalı ve zararlı kitaplar listesine konulmuş ve yurda sokulması yasaklanmıştı. Son Hükûmet kararıyla, yakın tarihimize ışık tutan bu kitap üzerindeki yasağın  da kalkmış olduğunu sanıyorum. Bilhassa Atatürkçü tarihçilerimiz bu konuda niçin araştırmalar yapıp  yayınlamıyorlar?

New York’ta yayınlanan The Forward adlı Yahudi gazetesinin 28 Ocak 1994 tarihli nüshasında Hillel Halkin imzasıyla Atatürk hakkında çok sarsıcı bilgiler verilmişti. Resmi tarihçilerimiz bu konuda da susmayı tercih ettiler. Müslüman tarihçiler ise, Atatürk’ü Koruma Kanunu dolayısıyla fazla laf edemediler.

Atatürk’ü Koruma Kanunu hukuka aykırı, faşist bir kanundur ve mutlaka kaldırılması gerekir. Bugün Türkiye’de padişahlara, İslam büyüklerine sövüp sayma hürriyeti var ama Mustafa Kemal’i tenkit etmek, onunla ilgili bazı tarihî hakikatları açıklamak hürriyeti yoktur.

Adnan Menderes iktidarının (1950-60) büyük hatalarından biri hukuka aykırı böyle bir kanun çıkartmış olmasıdır. 1950-60 yılları arasında su katılmadık gerçek Atatürkçü Celal Bayar cumhurbaşkanıydı, Çankaya Köşkü bahçesine bir Atatürk heykeli diktirmiş, kaidesine de “Atatürk, seni sevmek millî bir ibadettir” yazdırtmıştı. Atatürk Kanunu bu zihniyetin bir çocuğudur.

Sir Percy Loraine’den Mustafa Kemal ne istemişti… The Forward gazetesinde Hillel Halkin M. Kemal hakkında neler yazmıştı… Atatürk’ü Koruma Kanunu dolayısıyla bu iki konuda tafsilata giremiyor, bilgi veremiyorum. Arzu edenler internetten arayıp bulabilirler. (Timeturk sitesinde var)

Türk Tarih Kurumu bu konulara eğilmelidir, suskun kalması tarihçilik ve ilim adamlığı haysiyetine yakışmaz. Müslümanlar şifahî toplum, kırsal kesim zihniyetini ve umursamazlığını bırakarak çok ciddî, çok vasıflı, çok haysiyetli ilmî Atatürk araştırmaları yapmalıdır.

(TC Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi’nin  http://antikemalist.blogspot.com sitesindeki bütün iddialara cevap vermekle yükümlüdür.) 26 Ocak 2013 – Millî Gazete.

* * *

Şimdi de üstadın yazısında geçen “The Forward gazetesinde Hillel Halkin M. Kemal hakkında neler yazmıştı?” bahsini 27.07.2008  tarihinde yayınlamış TIMETÜRK haberine bakalım..

Yahudi yazardan şok iddialar... Haber Merkezi / TIMETURK

1911’in yağmurlu bir Kudüs akşamında bir barda gazeteci Ben-Avi’ye sırrını açıklayan çakırkeyf genç Osmanlı subayı modern lâik Türkiye’nin kurucusu Atatürk müydü?

Bundan bir sene önce 24 Temmuz 2007’de The New York Sun editörü Hillel Halkin, köşesine ilginç iddialar taşıdı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yüzde 47 ile kazandığı seçimlerden iki gün sonra yazdığı yazıda Halkin, bundan 13 yıl kadar önce yazdığı bir makaleyle ilgili olarak ortaya çıkan yeni kanıtları ileri sürdü.

Ben-Avi adlı bir gazetecinin otobiyografisine dayandırdığı iddiasına göre Atatürk bir Yahudi Dönmesi'ydi.[1] O zamanlar Türkiye’sinde ayaklanmalar başlatacağından ve lâik devrimi devireceğinden endişe ederek yayınladığı yazısına, 2007’de e-postayla gelen cevaptaki diğer kanıtları da bu yazısında paylaştı.

TIMETURK’ün ortaya çıkardığı bu yazının tercümesini okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.

Atatürk’ün Türkiye’si devrildi

Bundan 12 ya da 13 yıl kadar önce haftalık New York gazetesi Forward için çalışırken modern lâikTürkiye’nin kurucusu Kemal Atatürk hakkında bir yazı yazdım ve biraz da endişeyle gazeteye yolladım.

Yazıda, Atatürk’ün babasının Yahudi, daha da net bir ifadeyle, Dönme olma ihtimaliyle ilgili deliller sunmuştum.

Dönmeler[2], 17’nci yüzyıl Mesihlik iddiasındaki Türk-Yahudisi Sabetay Sevi’nin İslâm’a dönmesinin ardından ona inanmaya devam eden takipçilerinin oluşturduğu heretik[3] Yahudi tarikatıdır.

Sevi’ye öykünerek Yahudi gizil hayatlarına devam eden ve dışarı karşı Müslüman görünen ayrı ve gölgeler içindeki grup varlığını 20’nci yüzyıla başarıyla taşıdı.

Birçok biyografide Atatürk’ün babasıyla ilgili 3 ya da 4 farklı geçmiş verilir. Her ne kadar kimse onu Yahudi olarak tanımlamadıysa da, bunların farklılığı onun aile orijinin sakladığını düşündürmektedir.

Bu kanıt, her ne kadar sınırlı da olsa, oldukça şaşırtıcıydı. Yahudi gazeteci Itamar Ben-Avi’nin Uzun zamandır unutulmuş otobiyografisinde 1911’in geç kışında yağmurlu bir Kudüs akşamında barda tanıştığı genç bir yüzbaşıyı anlattığı bölüm bu kanıtın en güçlü yanıydı.

Çok fazla araktan[4] çakırkeyif olan yüzbaşı sadece tüm Dönme ve Yahudilerin bileceği ancak hiçbir Müslüman Türk’ün bilemeyeceği Shema Yisra’el ya da “Duy ey İsrail” duâsının İbranice açılış sözlerini ezberden okuyarak Ben-Avi’ye Yahudi olduğu sırrını verdi. Yazdığına göre, 10 yıl sonra, Ben-Avi, bir gazeteyi açtığında manşette Türkiye’de bir darbe olduğunu ve fotoğraftaki liderin o gece tanıştığı genç subay olduğunu gördü.

O sıralar, Atatürk tarzı lâiklik ile İslâmcı siyasi muhalefet güç kazanıyordu. Merak ediyordum, New York’ta Yahudi bir gazete modern Türkiye’nin kurucusunun yarı Yahudi olduğunu ilân etse ne olurdu? Ayaklanmalar, Atatürk’ün heykellerinin yıkılışı, onlarla yarattığı lâik devletin sallandığı gözlerimin önüne geldi.

Tasalarımı kendime saklayabilirdim. Makale Forward’da yayınlandı ve herhangi bir yerden doğru dürüst bir geri dönüş olmadı ve Türkiye’de hayat eskisi gibi devam etti.

Bildiğim kadarıyla yazdığımı tek bir Türk bile okumadı. Sonrasında, birkaç ay önce, okumuş olan birinden bir e-posta aldım. Adını vermeyeceğim. Bir Avrupa ülkesinde yaşayan, iyi eğitimli, finans sektöründe çalışan ve sadık laik bir Kemalist olan bu kişi bana Forward’da makaleme rastladığını ve onunla ilgili tarihi araştırma yapmaya karar verdiğini yazdı.

Atatürk’ün gerçekten de, 1911’in geç kışında Libya’da İtalyanlarla savaşan Türk kuvvetlerine katılmak için Mısır’dan Şam’a gittiğini ve rotasının Ben-Avi’nin onunla tanıştığını iddia ettiği yerden yani Kudüs’ten geçmiş olabileceğini keşfettiğini aktardı.

Daha da ötesi, 1911’de Atatürk’ün gerçekten yüzbaşı olduğunu ve Ben-Avi’nin otobiyografisini yazdığında bilemeyeceği alkol düşkünlüğünün de tutarlı olduğunu belirtti.

E-postanın Türk sahibinin parçaları birleştirerek ulaştığı başka bir şey de şu: Atatürk’ün doğduğu ve büyüdüğü Selanik, onun zamanında yüksek Dönme nüfusu olan büyük bir Yahudi şehriydi. Atatürk’ün gittiği ve “Şemsi Efendi” mektebi de, Dönme topluğu lideri Simon Zvi tarafından yönetiliyordu. E-posta şu sözlerle noktalanıyordu: “Şimdi biliyorum, gerçekten biliyorum (ve bir parça bile şüphem yok), Atatürk’ün âilesi gerçekten Yahudi soyundan”.

Zaten benim de en ufak bir şüphem yoktu. Köşemin muhtemel sonuçlarının azametiyle ilgili sanrılardan artık acı çekmediğimden değil, aynı zamanda Kemalist Türkiye’nin lâik varlığının yıkılacağından korkmaya ihtiyaç olmadığından bu sefer daha az endişem vardı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin rakipleri karşısında lâik Türkiye’nin, en azından Atatürk’ün öngördüğü şeklinin, tarihte kaldığını bile söylemenin mümkün olabileceği ezici bir zaferle tekrar iktidara döndüğü iki gün önceki Türk seçimlerinde resmen ve geri dönülmez şekilde yıkıldı.

Gerçekten sistematik olarak gizlemeye çalıştığı Atatürk’ün Yahudiliği, her şeyin üstünde, onun zamanında neredeyse her Türk’ün büyüdüğü din olan İslâm’a karşı sert düşmanlığı ve İslamcı paydaşının sürüldüğü katı bir Türk milliyetçiliği yaratmadaki çelik iradesi gibi onun hakkında birçok şeyi açıklıyor.

I. Dünya Savaşı’nda Hıristiyan Ermeni soykırımından ve 1920’lerde neredeyse tüm Hıristiyan Rumların sürülmesinden sonra Türkiye’nin yüzde 99’unu oluşturan Müslüman çoğunluğunun dini kimliğini fena şekilde silmek isteyen bir dini azınlığın üyesinden başka kim olabilirdi?

Atatürk asla Yahudi geçmişinden utanır gibi görünmedi. Sakladı çünkü saklamamak siyasi bir intihar olurdu. Onun mirası lâik Türk devleti de bunu sakladı ve bununla beraber içinde niyetleri ve amaçlarının olduğu asla yayınlanmayan kişisel günlüğü de devlet sırrı olarak bunca yıl gizlendi. Artık saklamaya ihtiyaç yok. İslâmcı karşıdevrim o ortaya çıkmadan bile Türkiye’de günü kazandı.

Bu tür bazı yazıların 5816 sayılı kanun kapsamında Atatürk’e hakaret sayılması tamamen yoruma dayalı olur. Zira tarih belgeleriyle tarihtir ve gerçekleri kanunla gizlemek, hukuk ile kişilerin güven ve menfaatlerini korumak için var olan adalet cihazını; hak ve hukuk ihlali yapmada, ya da kanunların gölgesinde  zulm etmekte kullanmak olur. Bu da cinayetlerin en şenî ve alçakçasıdır..

HARBİDEN HABER - Hazırlayan: Kemal Karabekir


[1] Selanik yahudileri, 2 nolu dipnota bakınız.

[2] Dönmeler: Sabetaycılık, 17. yüzyılda İzmir ve çevresinde ortaya çıkan Sabatay Sevi'nin kurucusu olduğu, onu mesih kabul eden, Yahudi Mistisizmine ve Kabbala'ya dayanan inanç.

[3] Heretik: Batıl.

[4] Arak: Pirinç ve şeker kamışından elde edilen bir tür rakı..

Sayfa 1979 defa okunmuştur.
Diğer İlgili Sayfalar
YukarıGeriAna Sayfa
Bas-it...
15 Haziran 2019, 00:08

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook