Devletimizin Derin Kodları ve Dinimizle bağlantısı

Türkler İslâm ile şereflendikten sonra üç kıta yedi denize hükmetmiş ve yeryüzünde sulhü temin ederek zalimlerin iktidarına son vermişlerdir. Bu nedenle bütün dünya zalimleri Türkleri birinci düşmanları olarak görür. Hasan Öztürk beyefendinin yazısını bu gözle okumalı.. İşte o yazı:
«Devlet sırtını Maturidi'ye yaslamışsa...»

YeniŞafak yazarı Hasan Öztürk’ün bugünkü yazısı bazılarına tokat gibi çarpacak. Türkiye Devletinin mazisinde 16 Türk devleti daha var. Türkler İslâm ile şereflendikten sonra üç kıta yedi denize hükmetmiş ve yeryüzünde sulhü temin ederek zalimlerin iktidarına son vermişlerdir. Bu nedenle bütün dünya zalimleri Türk’leri birinci düşmanları olarak görür.

Hasan Öztürk beyefendinin yazısını bu gözle okumalı.. İşte o yazı:

«Devlet sırtını Maturidi’ye yaslamışsa…»

-(Bir fotoğrafın bendeki karşılığı)-

Türkiye Cumhuriyeti bir “hüdayinabit” değildir.. Gelmişi, geçmişi vardır. 1923’te bir anda tarih sahnesine çıkıvermiş hiç değildir. Geçmişi olduğunun bin türlü delili, bin türlü örneği vardır.

Bunlardan sadece ikisi bile Türkiye Cumhuriyeti’nin hüdayinabit olmadığının göstergesidir. Biri bu yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) temeli olan Kara Kuvvetleri’nin kuruluşunun 2225’nci yılını kutluyoruz. (Mete Han’ın ordusu MÖ 209’da kurulmuştu)

İkincisi, 20’nci yüzyılın hemen başında Osmanlı’da kurulan Teşkilât-ı Mahsusa’yı Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) atası kabul ediyoruz.

Bu iki örneği niye verdiğime gelince.. Az biraz sabredin.

AMELDE HANEFİ, İTİKATTA MATURİDİ

Şimdi başka bir bahis açmak istiyorum. Rahmetli Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak ortaklaşa bir kitap çıkarmışlardı. “Derin Devlet” ismiyle. O kitapta “devlet aygıtının hafızasından” da epeyce söz edilir.

Her ne kadar Mete, “Türkiye’de derin devlet yoktur. Keşke olsaydı” da der, ama konumuz bu değil. “Derin devlet” kavramı etrafında dolaşanların kulağına şu cümle hep gelmiştir:

“Devletin amelde mezhebi Hanefi, itikatta Maturidi’dir!” Bu cümle üzerinden o kadar çok okuma yapılabilir ki “devlet”e dair.

Ama ben size sadece “Neden Maturidilik Türkiye Cumhuriyeti’nin ilân edilmemiş resmi itikadi mezhebidir?” sorusuna minik bir katkı vermek niyetindeyim.

Çünkü, devlet aklı, tebaası içinde bir çok etnik, dini ve mezhebi farklılıklar olmasına rağmen bilginin öğrenilebilir bir şey olduğunu kabul eden İmam Maturidi’nin itikadi düşüncesini kendisine rehber edinmiştir. Dini açıdan Şia’dan (ve elbet FETÖ’den) en büyük farklılığı da bu dur zaten!

İmam Maturidi, bilgi edinme yolunu duyu, haber ve akıl olarak belirler. “Maturidi’yi göre, bilgi vehbi olamaz; kesbî’dir.” Yani, insan bilgiyi yaradılıştan elde etmez. Sonradan öğrenerek elde eder.

Yine Maturidi’de, doğru akıl yürütme ile ortaya çıkan bilgi Allah’ın kanunudur, sünnetullahtır. Allah insana akletme, aklını kullanma ve iyi ile kötüyü ayırma özelliğini vermiştir.

Maturidi bu görüşleri ile bilginin kaynağını vehb (doğuştan gelen) ve mükaşefe (keşif) kabul edenlerle ayrılmıştır.

Şia’nın ve bugün memleketin başına belâ olan FETÖ’nün bilginin, “Rü’yâ ve keşif” ile elde edilebileceğine yönelik itirazlarını İmam Maturidi yüz yıllar önce söylemiş ve sistematik hale getirmiştir.

* * *

Maturidilik itikatta bu memlekette yaşayanların çoğunluğunun mezhebidir. Dedim ya “Devletin amelde mezhebi Hanefi, itikatta Maturidi’dir.”

FETO’NUN ‘RÜYA VE KEŞİF’ YALANINA DİNİ İTİRAZ MATURİDİ’NİN DÜŞÜNCESİDİR

Türkiye Cumhuriyeti FETÖ ile uzun zamandır mücadele ediyor. FETÖ, sadece uluslararası bir terör örgütü değil aynı zamanda “din kisvesi” altında faaliyet yürüten de bir yapı. FETÖ aynı zamanda sapkın bir itikada da sahip.

Elebaşının rü’yâ ve mukaşefe ile bilginin kaynağına ulaştığına inanıyorlar. (Oysa genel kabul; ehli sünnete göre, rü’yâ ile amel edilemez ve keşif kişinin kendini bağlar!)

Her Perşembe gecesi Hazreti Peygamberimizle (sallallahü aleyhi ve sellem) semada görüştüğünü ve O’ndan (salat’u selâm olsun ona) bilgi ve talimat aldığına da…

Rü’yâda Peygamberimizi (s.a.v) gördüğü ve tivitlerin iki katına çıkarılması talimatı verdiğine de.. Büyük meleklerle sürekli görüştüğüne de inanılan bir şizofren elebaşı var ortada.

Dahası, “Kâinat imamı, seçilmiş Mehdi” olduğuna inanılan da FETÖ elebaşı.. Yani ki itikadi olarak İmam Maturidi ile taban tabana zıt düşüncelere sahip bir yapı var karşımızda.

TERÖR ÖRGÜTLERİ SIRTINI ABD’YE/PYD’YE, DEVLET MATURİDİ’YE YASLAMIŞTIR

Toparlayalım. Cumhurbaşkanımız son olarak Özbekistan’ı ziyaret etti. Bu ziyarete ilişkin öyle bir fotoğraf karesi yansıdı ki olup bitenlerin tamamının özeti niteliydi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, sağına Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı, soluna MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı alıp İmam Maturidi’nin kabrinin önünde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Fotoğrafı görünce şunları düşündüm: Birincisi, Semerkant’ta ata yurdunda devletin devamlılığına vurgu yapıldı... İkincisi, İmam Maturidi’nin kapısında devletin ilân edilmemiş resmi itikadının Maturidilik olduğu bir kez daha ilân edildi…

Üçüncüsü, o fotoğrafta, FETÖ gibi sapkın inanışlara karşı mücadele vermiş ve bilginin kaynağının vehbî ve keşifle olmadığını itikadi temellere oturtmuş bir ekolün sahibi olan İmam Maturidi’ye sırtını yaslamış devleti gördük…

Dördüncüsü, birliğimizin temsilcisi Cumhurbaşkanımız, vatanımızın bekçileri MİT ve Genelkurmay Başkanları ile manevi önderlerimizden İmam Maturidi aynı karede buluşmuştur.

Beşincisi ve sonuncusu, FETÖ’ye de onun gibi sapık düşüncelere de bugünlerde mezhep üzerinden emperyal duygularını kabartan İran’a da çok anlamlı bir mesaj verilmiş. Haksız mıyım?

* * *

Mâtürîdî (الماتريدي) ya da tam adıyla Ebû Mansûr Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî, Hanefi mezhebinden olanların itikad (inanç) imamı, fukahanın büyüklerinden bir İslâm âlimidir.

Yazar Hasan Öztürk’ün yazısı genelde doğru ve önemli konulara değinilmiş. Lâkin konu bu kadarla bitmiyor...

Ehl-i Sünnet’in itikad imamları İmam Mátûridi ve İmam Eş’ârî’yi iyi tanımak, itikadımızı doğru öğrenmek zorundayız. Yazarımıza genelde hak vermekle birlikte eksik bıraktığı (neden eksik bıraktığını bilmiyorum) konular var. Meselâ İmam M İslâm’ın kaynaklarını sanki sadece akıldan ibaret görüyormuş gibi bir genel hava hâkim yazıya. Oysa gerçek tam olarak şudur:

İslâm dininde kaynaklar dörttür. Bunlara EDİLLE-İ ERBAA: (Edille-i şer’iye) denilir. Fıkıh ilminin istinad ettiği delillerdir. Yani; Kitab (Kur’ân-ı Kerîm’deki deliller), Sünnet, İcma-ı ümmet ve Kıyas-ı fukaha. (Usul-ü erbaa ve edille-i asliye tâbirleri de aynı mánâda kullanılır.)

İtikadda imamımız İmam Matüridî, “Irak fıkıh mezhebinin pîri” kabul edilen Ebû Hanîfe’nin (Rahmetullahi aleyh) talebesi sayılır ve onun yolu ve metodunu benimsemiştir. Ebû Hanîfe’ye göre fıkıh; “Ma’rifet ün-nefsi ma lehâ ve ma aleyhâ”dır. Yani fıkıh ilminin konusu “insanın lehinde ve aleyhinde olan her şeyi bilmesidir” demektir.

İnsanın inanç meseleleri amelleri de fıkhın konusunu oluşturur. Bu sebeple Ebû Hanîfe kelâm (ilâhiyat) kitabına el-Fıkıh ül-Ekber adını vermiştir. Ebû Hanîfe ’nin öğrencisi sayılan Matüridî de hem inanç (iman) hem de insan eylemlerini (amellerimizi) fıkhın içinde mütalaa eder. Bu sebeple “Matüridî”; fıkıhta akıla, kıyas’a önem veren ve fıkıh tarihinde Ehl-i Re’y diye anılan guruba dahildir. Daha sonraları dinin füruuna (ikinci derecede önemli olan) amelî hayata (dünyada yapılan eylemlere) ait bilgi ve kararları kapsayan bilim dalının adı olmuştur.

Matüridî, fıkıh alanında bağımsız hareket eden bir müctehid değil, Hanefi mezhebinin âlimidir ve görüşlerini hep bu çerçeve içinde bina edilmiştir.. Ebû Hanîfe ’de olduğu gibi, o’na göre de bilgi edinme yolları; nakil, duyular ve akıl’dir. Fıkhın kaynakları da; Kitap (yani Kur’ân), Sünnet, (yani hadîs-i şerîf’ler) İcmâ, kıyas, istihsân (güzel bulma, beğenme), geçmiş şeriat, “sahabe sözleri”dir. Dinimizi en doğru ve güzel anlamak nasib olsun.

Haberi 20 Kasım 2016, 08:25 tarihinde Şeyhmus Diyarbekirli eklemiş,  ve 0 yorum yapılmıştır.
İlgili Diğer Haberler - TÜMÜ
YukarıGeriAna Sayfa
Ye'cûc Me'cûc ve Korona
31 Mayıs 2020, 00:01

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Son Eklenen Galeriler

Anket

Bayram namazı kılmak mümkün müydü?





  Diğer anketler

Facebook