Danıştay ne yapmak istiyor?

ANDIMIZ çıkışı ile niyetini faş eden DANIŞTAY, legal, meşru iktidara karşı, halkın seçtiği hükümete karşı BÜROKRASİ İKTİDARINI MI AMAÇLIYOR. Malum Türkiye üzerine oynanan oyunların son zamanlardaki sahnelerinde hep ERDOĞAN VE AK PARTİ düşmanlığı ekseninde geliştiğini, seçimlerle yıkamadıkları iktidarı başka yollarla Gezi ve benzeri kalkışmalarla devirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz...

TSK'da kadın subayların başörtülü olabilmesine izin veren düzenlemeye Danıştay'dan ters çıkış...

Danıştay Savcısının mütalaası milletten büyük tepki aldı..

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), isimli dinsiz komünist bir fraksiyonun Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki başörtü serbestliğine karşı idari dâva açması üzerine yapılan esas hakkındaki mütalaa HAK VE HÜRRİYETLERE DARBE mahiyetinde ters bir çıkış olarak milletin haklı tepkisini çekti..

Kanaat önderlerinin yaptıkları açıklamalarda bu işin sorumlusunun iktidar partisi (Ak Parti) olduğu ifade edildi. “Düzenlemelerle olmaz, bu işi kökten çözecek bir hamle yapılamayınca böyleleri dillerini uzatır, barış ve ahengi baltalayan çıkışlara sebep olur” denilen açıklamalar sosyal medyada da çığ gibi yayılıyor....

HKP’nin avukatları, açtıkları dâvada, TSK’daki türban serbestisinin, Anayasa'daki laiklik ilkesine, Anayasa Mahkemesi’nin önceki kararlarına aykırı olduğu iddia edildi..

Avukatlar, serbestlik düzenlemesinin orduyu ve subayları bir din devleti yapılanmasına doğru götüreceğini ileri sürerek, düzenlemenin Danıştay tarafından iptal edilmesini istedi.

Sonuçta bu sapık dâvada Danıştay Savcısı, esas hakkındaki mütalaasını verdi ve toplumsal barış ve ahenk yeni bir darbe yemiş oldu. Danıştay’ın son çıkışları dikkat çekiyor ve millet artık burnundan soluyor..

DİNSEL AİDİYETMİŞ...

Savcı mütalaasında şu ifadeleri kullandı: “Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir.

Kamu hizmetinde 'lâiklik ilkesi' tarafsızlık ilkesinin bir unsuru olup, dinsel alanda tarafsızlık, laiklik olarak da tanımlanabilir. Tarafsızlık, kamu hizmetine hâkim olan temel ilkelerden biridir. İdareye yüklenmiş bir ödev niteliğini taşıyan tarafsızlık ilkesi ile kamu hizmetini yürüten personele siyasi, sosyal ve dinsel eğilimlerini dışa yansıtmama yükümlülüğü getirilmiş, kamu hizmetinin düzenli ve her türlü kuşkudan uzak bir şekilde yürütülmesi amaçlanmıştır.. “ denilen mütalaa tam bir hukuk rezaleti...

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6. maddesinde yer verilen tarafsızlık ve eşitlik ilkesine tamamen keyfî ve ideolojik bir yorumla bakılmakta, insanların temel hak ve hürriyetlerine müdahale amaçlanmaktadır.

Danıştay savcısına sormak gerekmez mi? Acaba başörtüsüz olmak, ya da mini etekle dolaşmak da başka insanlar için kamu hizmetinde ayrımcı bir tavır olarak değerlendirilemez mi? Ayrıca kahir ekseriyeti Müslüman olan bir toplumun TSK dahil tüm kurumlarında İslâm inancının umdelerine riayet ve ibadetlerini yapabilmek, inandığı gibi yaşamak hürriyeti en tabbi bir hal olmalı değil midir?

Danıştay Savcısı, mütalaasında hükûmetin itirazlarına da cevap verdi:

“Her ne kadar dâvalı idarece, düzenlemenin dini inanç ve ibadet hürriyetini güvence altına alarak, kadın personele istemesi halinde belirli şekil ve şartlar altında başını kapatma özgürlüğü tanıdığı belirtilmekte ise de; idarenin düzenleme alanının kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararıyla sınırlı bulunması, kamu hizmetinin ana ilkelerinden olan tarafsızlık ilkesinin idarece öncelikle gözetilmesinin gerekmesi nedeniyle, kamu hizmetini yürütmekle yükümlü bulunan ve bu statüye girerken belirli ilkelere uymayı kabul eden kamu görevlilerinin, din ve vicdan hürriyetinden bahisle dinsel mensubiyetlerini öne çıkarmalarına olanak sağlayacak şekilde kural getirilmesi, Anayasanın 2. maddesinde yer alan 'lâiklik ilkesi' varlığını korudukça, hukuken kabul edilemez.” denildi...

Oysa lâiklik bu değil. Bu tam bir ideolojik tavırdır, Moiz Kohen’lerin “Kahrolsun Şeriat” diyen Kemalist uygulamasında yer alan lâikçiliktir. Binaen’aleyh milletimiz tarafından kabulü mümkün değildir.

Danıştay’dan bir bayan savcının yaptığı belirtilen mütalaa şöyle bitiyor: “Belirtilen nedenlerle, dâva konusu düzenlemenin iptali gerekeceği düşünülmüştür.”

ANDIMIZ BİR BAŞLANGIÇ İDİ...

Danıştay’ın bu ikinci hamlesi ANDIMIZ tartışmasını başlatmasıyla gündeme gelen BÜROKRASİNİN İKTİDARI hamlelerinin bir başlangıcı olarak değerlendiriliyor...

HKP Genel Başkanı Nurullah Efe dine ve dindarlara kin kusarak yaptığı mütalaa sonrası açıklamasında sevinç çığlıkları atarcasına; “İşte insani ve mesleki onurunu görevinden alınmaya tercih eden bir yiğit hukuk kadını… Demek ki tek tük de olsa lâik Cumhuriyet ilkelerine ve evrensel hukukun insancıl kaidelerine bağlı hukuk insanları kalmış” dedi. Türkiye bu açıklamaları HALKI DİN ÜZERİNDEN TAHRİK VE SUÇA TEŞVİK HAMLESİ olarak görüyor ve Nurullah Efe gibilerini gerçek hukukçu Cumhuriyet savcılarına havale ediyor...

Nurullah Efe’nin sadece şu sözleri bile iddiamızın delili olarak kâfidir. Azılı din düşmanı diyor ki, “Tüm gericiler, tüm ortaçağcı karanlık düzen savunucuları tarihteki pek çok örnekleri gibi yok olup gideceklerdir insanlığın ufkunda…” Bu resmen İslâm dinine saldırıdır. Cumhuriyet savcılarını millet adına harekete geçmeye dâvet ediyoruz. 06.12.2018

Haberi 06 Aralık 2018, 09:38 tarihinde R. Ercan BİTİKÇİOĞLU eklemiş,  ve 0 yorum yapılmıştır.
İlgili Diğer Haberler - TÜMÜ
YukarıGeriAna Sayfa
Yalakalık sancısı...
06 Şubat 2019, 00:49

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook