Eygi üstadın vefatı hayra alamet değil...

HARBİDENHABER sitemizin başyazarı Ramazan Ercan Bitikçioğlu ağabeyin Pazartesi yazısını şimdiden haber yapmak suretiyle yayınlamak istedik... Yazı son derece dokunaklı ve içten bir yazı... Ne mutlu böylesine güzel dostu olanlara...

Allah gani rahmet eylesin. Üstad Mehmet Şevket Eygi (rahmetullahi aleyh) gerçekten de sevilecek, sayılacak mürüvvet sahibi, kâmil, tam bir beyefendi insandı...

İlmi, irfanı ve görgüsü nisbetinde mütevâzı  kişiliği herkesi büyülüyordu...

Merhum ağabeyim, üstadım hiç aklımdan çıkmıyor ve hasretiyle gönlüme acı bir ateşin oturduğunu hemen her dakika hissediyorum...

Yazılarını arşivimden yeniden okuyor, hasretimi bir nebze bu suretle gidermeye çalışıyorum.

Üstad o kadar Allah dostu, o kadar tavizsiz bir çile ve dâva adamıydı ki, “onun izinden giden bir talebesiyim” demek bile haddimizi aşmak olacak diye utanırım...

Ona yapılan eziyetler, o nahif ve edeb abidesi insanı katiller gibi ağır sevk zincirleriyle sürükleye sürükleye cezaevine götürmeler, zindanların taş duvarları arkasına hapsedip işkence etmek arştan belâ olarak inmez mı sanıyorsunuz?

Kendisi çok yazmıştı: “Sultan Abdülaziz’in ahı, Sultan II. Abdülhamid Han hazretlerinin ahı... Bunlara dikkat” demişti...

Ben de şimdi diyorum ki, “üstad Mehmet Şevket Eygi’nin ahı!.. Dikkat onun ahı da merhumun zikrettiği ahların üzerine ilâve oldu...”

Ve yine diyorum ki... Üstad Eygi’nin, böyle hayırlı ve her yazısı ile âleme ışıklar saçan bir insanın, aniden dar-ı bekaya irtihali hayra alamet değil...

Korkuyorum... Beklenen büyük İstanbul zelzelesi değil sadece korkumun sebebi... Allah’ın gazabının bin çeşidi var muhafazallah...

Kâinatı yoktan var eden ve ölümü de yaratan, zamanı gelince ölümü de öldürecek olan yegane hâkimler hâkimi Allah (c.c), üstadı isteseydi yüz yaşına kadar da yaşatırdı... Lâkin istemedi...

Hem onun zillet derecesinde bir ihtiyarlık yaşamasını istemedi, hem de o sevdiği kulunun zelzele ve sair afetler altında kemter kullarıyla birlikte bulunmasını istemedi...

O yüzden korkuyorum işte... Aklı olan korksun...

Hasseten (artık iyiden iyiye neredeyse bir gâvuristan haline gelmiş) İstanbul’da yaşayanlar korkun!.

Ecelden kaçılmaz, o bir vadedir... Çeklerin üzerinde yazan vade gibi... Zamanı geldiğinde Allah’a olan can borcunu öder her kul..

O yüzden Kur’ân’ın insanoğluna en büyük uyarısıdır ölüm: “Her nefis ölümü tadacak ve sonra hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz..”

Kur’ân bir hayat tarzı olarak en çok Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) yakışmıştı. Sonra onun varislerine. Yani Allah yolunda, ilmiyle amil âlimlere...

Üstadın ruhuna Kur’ân okuyorum, ve biliyorum ki Allah onu Kur’ân’ın bereketiyle ödüllendiriyor... Keşke bize de şefaati olsa, yüce Rabbim bizim için üstadın şefaatine izin verse...

Onun vasiyetini yerine getirmeye çalışan biz kemter kullarını da Rabbim Tealâ  afv edip merhametiyle bağışlasa... (İçimizdeki birtakım beyinsizlerin işleyip durdukları günahlar yüzünden) büyük depremleri, büyük belâları üzerimize salacak mısın Allah’ım...

Gazabından Rahmetine iltica ediyoruz, bizleri de sevdiğin kullar zümresine, salihlere kat. Bizlere de onların yüzüsuyu hürmetine afv kapılarını aç. Amin. 26.08.2019

Haberi 24 Ağustos 2019, 08:33 tarihinde Alperen Çelikbaş eklemiş,  ve 0 yorum yapılmıştır.
İlgili Diğer Haberler - TÜMÜ
YukarıGeriAna Sayfa

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook