Bugün:21 Temmuz 2019 Pazar

İSTANBUL
Ayşe Hatunhekim
Ayşe Hatunhekim ( infobilgi@harbidenhaber.com )

Marketteki Fakir Kadın

Eklenme Tarihi : 14 Haziran 2017, 00:07
Okunma: 2128 Yorum: 2

Yardım etmek en büyük kâr... Hiçbir zengin hazlarını tatmin için milyarlarını akıtsa o güzel hisleri tadamaz...

Adam herzamanki gibi markete gitmiş, market arabasına çeşitli gıda maddelerini yükledikçe yüklüyor, Ramazan alışverişini yapıyordu mutad...

Peynirler, sucuklar, zeytinler çeşit çeşitti... Tereyağı da almıştı. Tabiî yanına da kiloluk bir kavanoz bal.

Kasap reyonundan kıyma ve parça etler de almıştı... 30’luk yumurtayı en üste koymuştu, yumurtaların kırılmaması lazımdı...

Sabun ve saire gibi şeyleri de alıp market arabasına bir güzel yerleştirdikten sonra nihayet kasaya yöneldi...

Kasiyer kız, kendisi gibi bolca alışveriş yapmış olan bir kadının aldıklarını tahsil etmekteydi. Kasaya tek tek okutuyordu geçirdiklerini.

Şıngırt, dıt sesleri kesilmek bilmiyordu... “Marketi götürecekmiş kadın, ne çok şey almış” dedi içinden.

Oysa kendi de az şey almamıştı...

Sıra ona gelmişti nihayet... Fakat tam bu sırada ardında yaşlıca, kılık kıyafetinden hayli fakir olduğu alenen okunan bir kadın belirdi...

Kadıncağız elinde bir poşet, onun içinde de ne olduğunu anlayamadığı yeşillik bir şeyler vardı.

Her hâlde manav reyonundan girmiş, markette dolaşmadan doğrudan kasaya gelmişti...

Kadını farketti ve “buyrun efendim, benim aldıklarım fazla, siz bir tek poşet için beklemeyin” dedi...

Belli belirsiz, kısık bir ses, “Allah razı olsun evlâdım..” dedi...

Poşeti kasiyer kıza uzatırken “çıkma fasulye, bu kadar yeter mi?” dedi usulca... Uzattığı bozuk paraları sayan kasiyer kız ise yüksekçe bir sesle:

− Olur mu teyze, bu aldığının yarısı bile değil... 1 lira 10 kuruş daha vermen lazım...

Kızın bu tiz ve yüksek sesi, oruçlu kafasını bir anda toparlamış, kasiyere dönerek, “tamam yeterli..” demişti...

Kasiyer kız şaşırmıştı merakla baktı ona... Ona da ne oluyordu dercesine...

Mecburen lafın gerisini de söylemek zorunda kalmıştı anlayışı kıt kasiyere:

− Tamam kalanını benden alırsın...

Fakir kadıncağız yine aynı kısık sesiyle, yine belli belirsiz “Allah razı olsun evlâdım” demişti...

Ve kadıncağız poşetini alıp marketi terketti...

Kasanın yanındaki boşluğa dizdiklerini sırayla kasaya okutan kasiyer kıza “bu kadını tanıyor musun?” diye sordu...

Kız uyanık biriydi. “Evet, yani markete arada geliyor her seferinde iyi sebzelerin arasından ayıkladığımız ve bu yüzden de «çıkma» dediğimiz sebzelerden alır ve gider, fakir biri...” dedi.

“− Arada o çıkmalardan ben de alıyorum” dedi adam...

Aldıkları yüz küsur lira tutmuştu... Kasiyer kıza “o kadıncağızdan kalan 1 lira 10 kuruşu da ekle” dedi. Ve ödemeyi yapıp market arabasını dışarı sürdü... O da ne?

Yaşlı fakir kadıncağız yolun karşısına geçmiş bekliyordu. Bir yandan aldıklarını otomobilin bagajına yerleştirirken bir yandan da kadını gözetliyor, adeta kadının ne durumda olduğunu sezmeye çalışıyordu...

Sezgilerinde de yanılmadı...

Kadıncağız dolmuşa bindi ve binmesiyle inmesi bir oldu... Belli ki dolmuşa verecek parası da yoktu...

Hızla bagajı kapattı ve yolun karşısına seyirtti. Kadına yaklaştı ve “bak ablacım, bendeniz de öyle çok zengin biri değilim ama senin durumuna göre Karun bile sayılırım, müsaade edersen sana bir miktar yardımda bulunmak istiyorum. Hem malûm Ramazan, mecburuz üzerimizde borç kalmasın...” dedi...

Kadın söylenenleri anlamış mıydı, buna emin değildi ama kısık bir sesle yine aynı cümleyi söyledi, o kadar ki lütfen kabilinden birkaç kelime daha ilâve etti: “Sağol evlâdım, Allah razı olsun, sen bilirsin...”

Sevinmişti.. Hemen cüzdanını çıkarıp 30 lira kadar verdi kadına... Biraz da bozuk para verdi, dolmuşa versin diye...

Sonra arabasına yöneldi. Kadın da ardından geliyordu... Anlam veremedi ama anlaması da uzun sürmedi. Kadıncağız aldığı bu yardımla, alamadığı birkaç şeyi daha alıp evine götürecekti belli ki...

Oturduğu koltukta ellerini açtı ve...

“Allah’ım bana bu fakirlere çokca yardım edecek zenginliği ver, daha önceki hayatımda olduğu gibi yine zekât verebileyim. Allah’ım o zamanlar belki cimrilik edip yardımlarımı asgari düzeyde tutuyordum, eğer beni yeniden zengin edecek olursan bu kez cömertçe vereceğim, hattâ o kadar ki kendi ihtiyacımın dışındaki paramı onlara vakfedeceğim” dedi mırıl mırıl ve otomobilini çalıştırıp evine doğru uzaklaştı... 14 Haziran 2017

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları harbidenhaber.com web sitesine aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Yazıyı 14 Haziran 2017, 00:07 tarihinde Ayşe Hatunhekim eklemiş, ve 2 yorum yapılmıştır.
Yazarın Diğer Yazıları - Tüm Köşe Yazıları
YukarıGeriAna Sayfa
Yere düşmekle cevher...
20 Temmuz 2019, 00:03

ALINTI YAZILAR

Tüm Yazarlar

YAZARLARIMIZ

Tüm Yazarlar

Facebook